Anasayfa | Site Haritası

Anasayfa > SOSYAL YAŞAM > Kültürel Yayınlar

Seramik Şehri Çanakkale

Önsöz

 

"Çanakkale Seramikleri'nin özellikle 19. yüzyıl örneklerinin en tanınmış biçimlerinde, adeta içten

gelen bir coşku ile uygulanmış aplike barok karakterli kabartmalar görülür. Rozetler, girdandlar, ay-yıldız,

saltanat arması, hayvan kabartmaları en tanınmışlarıdır... Çanakkale seramiklerinde, formlar yanında

dekorların çeşitliliği de daima ilgi çekmiştir..." Prof..Dr.Ara Altun (Çanakkale Seramikleri, İstanbul,

1996)

 

"Çanakkale seramikleri stil, kompozisyon, renk ve desen bakımından Anadolu Türk seramiğine

büyük yemlik getirmiştir... İlginç desenleri ile dikkatimizi bilhassa çeken 18. asra ve 19. asrın birinci yarısına

ait Çanakkale seramikleri stilize ve çok etkileyici kompozisyonları ile ileri bir sanat görüşüne işaret eder..."

Gönül Öney(Türk Devri Çanakkale Seramikleri, Ankara, 1971)

"Çanakkale Seramikleri yerel, geleneksel ve özgün bir değer olup, bizi bize anlatmaktadır. Bu

değer kentin yerel kültürel kimliğini oluşturacak temel akslardan birisidir. Bu kültürel kimliğin, kente katacağı

değerin yanı sıra, kentin dünyaya açılmasını sağlaması da mümkündür. Birçok kent, kimlik oluşturma adına

eften-püften küçük şeyleri abartırken, Çanakkale, elindeki böylesine büyük ve değerli kültürel değerin farkına

bile varamayacak durumdadır. Gelibolu savaş alanları ile Troia arkeolojik yerleşimi arasında sıkışıp kalan

Çanakkale kenti, kendine ait özgün kimliğini, seramik kültürel kimliğiyle bulabilir ve özgünlüğüyle dünyada

var olabilir..." Mimar İsmail Erten, (Bu Kentin Adı da Sanı da Seramik, 2008)

"Seramik Şehri Çanakkale". Bu üç kelimelik unvan, arkaik bir çağrışım yaratıyor ilk karşılaşıldığında. Geride kalmış, unutulmuş bir şeyden söz ediliyormuş duygusunu yaratıyor sanki "Seramik Şehri Çanakkale". 2008'de başlayan bir çalışmaya da başlık olan Çanakkale Seramiklerinin çok değil 300 yıllık bir geçmişi var. Bu 300 yılın yaklaşık 250 yılında hayatın bir parçası olan Çanakkale Seramikleri, son 50 yılda, Çanakkale'nin hayatından çıkmış ve unutulmaya yüz tutmuş.

 

Çoban ateşi misali, zorlukla sürdürme gayreti içinde olan birkaç ustanın dışında bugüne "bişey kalmadı" derken, seramiğe özellikle de Çanakkale Seramikleri'ne önem veren "birkaç iyi adam", başta Erdinç Bakla ve Hülya Acar; çoban ateşlerinin sönmemesi, daha gür ve çok yanması için bırakmadıkları korlanmış sevdalarıyla Çanakkale'yi tutuşturdular.

 

Bir araya getirdikleri kent aktörleriyle uzun, zorlu ve ince bir köprüden geçerek, "Çanakkale Seramik Müzesi"nin "temel harcı" oldular.

Oluşturdukları seramik gönüllüleriyle 3 yıl sürecek bir maceranın sonunda yeniden "Seramik Şehri Çanakkale" unvanını kente kazandırmada önemli bir eserin yolunu aydınlattılar: Seramik Müzesi. Çanakkale'nin değeri ya da Çanakkale'yi değerlendiren seramik, umarız ki onunla artık ayrılmayacak ve daha uzun yıllar birarada anılmaya devam edecektir.

Bunu bize söyleten çok şey var artık bu kentte: Yerel Yönetim'in bilinçli ve inançlı tutumu, Üniversite'nin Seramik Bölümü, bir kaç ustanın (hatta bir ustanın) elinde/tezgâhında yetiştirilen "yeni seramik ustaları", duyarlı sivil toplum kuruluşları ve Seramik Müzesi.

Bu kent, geçmişten bugüne gelen kültür değerleri ile bugünden geleceğe aktaracağı kültürel değerlerle birlikte "kimlikli bir kent"; bunları yaratanları ve koruyanlarıyla da "kentli kimliği"ni oluşturacaktır. "Seramik Şehri Çanakkale" proje süreciyle ilgili bilginin yanı sıra, Çanakkale Seramikleri'yle ilgili Prof. Dr. Erdinç Bakla'nın metnine de yer verdiğimiz bu rapor kitap "kentlilerin kendileri için" yaptıklarının da yeni bir belgesi aynı zamanda.

"Seramik Şehri Çanakkale Çalışma Grubu"nda emeği geçenlere ve Çanakkale Belediyesi'ne teşekkür ederiz.

 

Saim Yavuz

Çanakkale Kent Konseyi Başkanı