Anasayfa | Site Haritası

Anasayfa > BAŞKAN > Başkan'dan > Başkanın Konuşmaları

Başkanımızın 18 Mart Şehitleri Anma Günü Ve Çanakkale Deniz Zaferi’Nin 96. Yıldönümü Konuşması

Sayın Başbakan, Sayın Bakanlar, Sayın Vali, Sayın Milletvekilleri, Sayın Komutanlar, Değerli Konuklar, Sevgili Çanakkaleliler

18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 96. yılını anma törenleri için gelen siz değerli konuklarımıza, geçmişte yaşanan savaşların izlerinden barış yolunu bulmuş, Barışı bir kültür, bir yaşam biçimi olarak benimsemiş tüm Çanakkale halkı adına, "Özgürlüklerin ve Barışın Kenti Çanakkale" ye hoş geldiniz diyor, saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başbakanım,

Her yıl sizin de aramızda bulunarak bizleri onurlandırdığınız bu törenlerde; üzerinden neredeyse bir asır geçmiş bir mücadeleden ve verilen bu mücadelenin ardından dünyada değişen siyasi dengelerden, değişen anlayışlardan, gelişen yeni bilinçlerden söz ediyor; böylesine önemli değişimlere mal olmuş bir tarihin mirasçıları olmaktan duyduğumuz büyük gururu paylaşıyoruz.

Bu gurur, bu ülke toprakları üzerinde yaşayan her kökten, dilden, inanıştan herkesi, bir arada tutan mayamızdır, özümüzdür.

Bu gurur yalnızca bizlere ait de değildir aslında, savaşmış tüm tarafların onurudur.

Çünkü taraflar arasında yaşanan alışagelmedik durumlar, kurulan dostluklar, düşmana uzatılan yardım elleri, yaralı bir Anzac askerini kucaklamış Mehmetçik, bu savaşın tarihte bir centilmenler savaşı olarak anılmasını sağlamıştır.

Bugün, savaşın direnen ve kazanan tarafı olarak bizler, Cumhuriyet tarihimizin başlangıcı olan bu zaferi anarken, önümüzdeki ay da savaşın kaybeden tarafları Çanakkale'de olacaklar.

Onlar da kaybettikleri, ama ardından çok şey kazandıkları bir savaşı ve kayıplarını anacaklar yine bu topraklarda.

Yeni kuşaklarına savaşın acımasız yüzünü gösterip, barış için yaşamalarını, mücadele etmelerini öğütleyecekler.

Sayın Başbakanım,

96 yıl önce yaşanmış Çanakkale Savaşlarının günümüze yansımaları, öğretileri hiç bitmemekte, geleceği kurgularken başvuracağımız abidevi bir kılavuz olarak bizleri aydınlatmaktadır.

Çanakkale Savaşlarının ardından yaşanan değişimler, yapılan çıkarımlar, savaşan tüm tarafların, tüm ulusların ortak çıkarımları olmuştur aslında.

Bu çıkarımlar çok önemli ortak değerlerin oluşumuna, bu değerlerin farkına varılmasına sebep olmuş ve Çanakkale'den tüm dünyaya dalga dalga yayılmıştır.

Bu ortak değerler ulus olma bilincidir, bağımsızlık için her ne pahasına olursa olsun mücadele ruhudur ve asla emperyalizme teslim olmama yürekliliğidir.

Tüm bu değerlerle bilinçlenmiş analar, bir daha hiç dönmeyeceğini bile bile kınalı kuzularını, genç kızlar yavuklularını, çocuklar biricik babalarını, bundan 96 yıl önce Çanakkale'ye, ülkenin hak ettiği aydınlık geleceği kurmak için, savaşmaya gönderdiler.

Kadınlarımız,

Gençlerimiz,

Çocuklarımız.

Savaşların gizli, görünmeyen, adsız kahramanlarıdır onlar.

Barışın yaratıcıları, koruyucuları, savunucularıdır.

Onlar savaşların, yoklukların, yoksullukların mağrur mağdurlarıdır.

Değerli Konuklar,

96 yıl önce savaşmak üzere Anadolu ve Rumeli' nin her bölgesinden, Kilis'ten, Diyarbakır'dan, Edirne'den, Tokat' tan, Aydın'dan binlerce genç insan bu topraklarda, Çanakkale'de bir araya geldiler ve bedenlerini hiç düşünmeden ölüme, sonsuz uykuya yatırdılar.

O gencecik bedenler, birer barış fidanı olmuştur bugün her bir Mehmetçiğin adına, ve Nazımın dediği gibi "bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" selam durmaktadırlar gururla, düşmana geçit vermedikleri Çanakkale Boğazına.

Çanakkale Boğazı, dünya tarihinde yalnızca Çanakkale Savaşlarında değil, emperyal düşlerine kavuşmak arzusuyla yanıp tutuşan pek çoklarının suya düşen hayallerinin adresi olmuştur.

Bu nedenle bizler barışı çok iyi bilir, çok iyi tanırız, savaştan ötürü.

Sayın Başbakanım işte bu yüzden,

Vatan sözcüğünün tam karşılığıdır Çanakkale

Ve Mustafa Kemal ATATÜRK' ün, savaşın ardından oğullarına kavuşamayan analara "Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır" diye seslenerek teselli verdiği, bir yüce gönüllülüğün izahıdır Çanakkale.

Değerli Konuklar,

Şimdi hep birlikte unutulmayacak derslerin verildiği, 96 yıl öncesine zamanda bir yolculuk yapalım;

Birinci Dünya Savaşı öncesinin başlıca büyük devletlerinden;

Almanya, “ doğuya doğru" politikası ile,

Rusya ılık denizlere ulaşma hayalleri ile,

Üzerinde güneş batmayan Büyük Britanya, “denizlere hakim olan dünyaya hakim olur” teorisiyle, Osmanlının gittikçe güçten düştüğü bir dönemin egemen, emperyalist güçleri olarak dünya siyaset sahnesinin başrol oyuncularıdırlar.

Ve bu ortak hayallerin kilitlenip düğüm olduğu nokta, eski gücünü yitirmiş, istikrarını kaybetmiş Osmanlının sahip olduğu boğazlardır.

Boğazların pek çok devletin iştahını kabartan önemi ve bizlerin boğazlarımızı, dolayısıyla topraklarımızı, vatanımızı korumak için verdiğimiz mücadele, neredeyse boğazlar tarihi kadar eskidir.

Anadolu’nun Çanakkale Boğazı girişinde kurulmuş kent devleti Troya ile Akhalar arasında yaşanan tarihin ilk dünya savaşı, Fatih Sultan Mehmet'in fetihten sonra İstanbul'un savunmasını Çanakkale Boğazından başlatmak amacıyla yaptırmış olduğu boğazın iki yakasındaki kaleler, boğazlarımızın bu geçmişine örnektir.

Çanakkale Boğazında 1915'de de tarih boyunca aşina olduğumuz eski senaryolar yine sahnedeydi.

Ve bizlere, Rumelili ve Anadolulu halklara yine emperyalist güçlere karşı topraklarımızı savunmak, sonucu ne olursa olsun bir karış vatan toprağını kaybetmemek görevi düşüyordu.

Kadını, erkeği, genci, yaşlısı herkes üzerine düşeni yaptı, binlerce insanımız şehit oldu, yaralandı sakat kaldı, ama ardından bağımsızlık yolunun da güneşi doğdu. Çünkü bu bir özgürlük, bir bağımsızlık mücadelesiydi, bu mücadeleden yenik çıkılırsa, sonrasının artık hiç bir önemi kalmayacaktı.

1915 aslında herşeyin başlangıcıydı, 1915'de Çanakkale'de kazanılan zaferler olmasaydı Milli Mücadele' de olmayacaktı, Milli Mücadele olmasaydı bugün üzerinde mutlu, huzurlu, kardeşçe yaşadığımız bu vatan Cumhuriyetle, Demokrasiyle, Laiklikle belki de uzun yıllar sonra tanışacak, bizleri ulusça ayrıcalıklı kılan bu değerlerden mahrum yaşayacaktık.

Çanakkale'de kazanılan zaferler, tüm Anadoluya, İstiklal Savaşını başlatmanın itici gücü oldu. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde tüm Anadolu, bağımsızlığının, özgürlüğünün yani kurtuluşunun savaşını verdi ve halkın gücü galip çıktı bu savaştan.

Bu mücadelenin ardından kurulan Cumhuriyet ve gerçekleşen devrimler ulus olma bilinciyle, bağımsızlık ruhuyla, ilerleyen süreçte de demokrasiyle, laiklikle, haklarıyla tanıştırdı insanımızı.

Amaç bağımsızlıksa, özgürlükse, demokrasi ise insanoğlu bugün dahi mücadeleden vazgeçmiyor. Sonucu her ne olursa olsun, daha aydınlık, daha özgür bir yaşam ideali her şeyin önüne geçiyor.

İşte bakın, Kuzey Afrika' da, Orta Doğuda bugün yaşananlar bunun kanıtıdır.

Tunus'ta bir halk ayaklanmasıyla başlayıp dalga dalga yayılan rejim karşıtı gösteriler, yıllarca demir yumrukla ülkelerini yöneten bazı diktatörleri, ayrılamadıkları koltuklarından etmiş ve sığınacak ülke dahi bulmakta zorlanmışlardır.

Tüm bu olumsuzlukların bir kadermişçesine dayatıldığı bir ülkede, kimse sonsuza dek susmaz, susamaz.

Gün gelir yasemin satan bir genç her şeyin başlangıcı olur ve ok yaydan çıkar.

Daha iyi bir yaşam için, laik ve demokratik, eşitçe paylaşımların yaşanacağı aydınlık bir gelecek için ayaklanan halkların mücadelesi, 96 yıl önce temelleri atılmış Cumhuriyetin, laikliğin, demokrasinin ve tabii ki Mustafa Kemal ATATÜRK' ün önemini, değerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Daha iyi bir yaşam için taleplerimiz hiç son bulmamalı, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin mirasçıları olarak ülkemizi daha çağdaş, daha ileri demokrasiye sahip bir ülke yapma adına mücadelemiz hiç bitmemelidir.

Değerli konuklar, Sevgili Çanakkaleliler, çocuklar, gençler

Savaş acı, savaş karanlık, savaş yıkıcı, yok edici ve alabildiğince anlamsız...

Barışsa ne kolay, güneş gibi aydınlık, ekmek gibi sıcacık...

Barış her birimizin ellerinden şekillenip vücut bulacak ve inanıyorum bütün dünyayı saracak.

Adnan Yücel bu duyguları ne de güzel dile getirmiş; "yeryüzü aşkın yüzü olacak" şiirinde

Saraylar saltanatlar çöker

kan susar birgün

zulüm biter.

menekşeler de açılır üstümüzde

leylaklar da güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...

Sayın Başbakanım,

96 yıl önce emperyalizme dersini inançla, inatla, korkusuzca, cesurca veren kahraman şehitlerimizi her yıl artan bir coşku ve minnetle anıyor, onların hatırasına layık olmaya çalışıyoruz.

Bizlere mücadele ve bağımsızlık ruhunu miras bırakan başta Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları olmak üzere, ülkemizin varlığı ve bütünlüğü için bugün de bir an olsun düşünmeden canını hiçe saymış tüm şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle anıyor, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 96. yılını anma törenlerini kentimize teşrifleriyle onurlandıran, başta Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve Bakanlarımız olmak üzere ve kentimizi şereflendiren tüm konuklarımıza Barışın Kenti Çanakkale adına şükranlarımı sunuyorum.



Ülgür GÖKHAN

Çanakkale Belediye Başkanı

18 Mart 2011 Çanakkale